Dikkat Edeceklerimiz

Dikkat Edeceklerimiz

Sohbetimiz kulluk mesûliyetimizin ciddiyeti üzerine olacak.

Biz dünyaya başıboş olarak gelmedik. Gelişimizin sebebi var. Cenab-ı Hakk’ın biz Müslümanları böyle âli yola sevketmesinin kıymetini bilmemiz lazımdır.

İnsan iki kısımdan mürekkepdir; Cesed olan ilk kısım et, kan, kemik vesaireden meydana gelmektedir. Cenab-ı Hak bu tarafa pek ehemmiyet vermemiş. Rabbımızın ehemmiyet verdiği cihet manevi hususlar yani ikinci kısım olan ruh tarafımızdır. Manevi hususlarımızı ıslah etmeğe sa’y-ü gayret edeceğiz. O da durup durduğu yerde olmaz. Bilhassa Rabbimizin izni ile Şeriat-ı Garrâ-yı Ahmediyye’ye dikkatli olmakla olur. Cenab-ı Hak bize neyi emretti ise seve seve yapacağız. Cenab-ı Hak neyi yasak etti ise seve seve ondan da kaçınacağız. Ashab-ı kirâm hazerâtının meziyetleri yüksekti. Bu hususlara dikkatli olmuşlar, şeriatın emir ve nehiylerini harfiyyen yerine getirmişlerdir. Bunun için ashab-ı kirâmın derecesi en büyük velîlerin derecesinden daha yüksek olmuş oluyor.

Ahlakî durumumuza dikkat edeceğiz. Çünkü “Siz nerede olursanız olun O sizinle beraberdir” (Hadîd, 4) buyuruluyor. Biz başıboş değiliz, devamlı Cenab-ı Hakk’ın murakabesindeyiz. Rabbimizin devamlı murakabesinde, yani nazar-ı ilahisinde olan kimse her yaptığı işi ölçülü yapar. Oturması, kalkması, yemesi, içmesi hep yerli yerinde ve verimli olur.

Bu hususlara da dikkat ettikten sonra cemiyete İslâmiyete faydalı olacağız. Nasıl faydalı olacağız? Elimizden gelen vazifeyi ifa ederek. Mali vaziyetimiz müsait ise kesemizi açacağız. Eli sıkılık bilhassa Hak yolunda olanlar için makbul birşey değildir. İlmimiz varsa ehlini bulacağız ve münasip yerlerde onu neşredeceğiz. Cenab-ı Hak isterse ona o fırsatı verir. Hangi meslek erbabı isek kendi mesleğimizde her hususda cemiyete faydalı olacağız. Komşuyu ziyarete gideceğiz, hastalarımızı ziyaret edeceğiz. Cenaze teşyiinde bulunacağız. İnsan niyet ettikten sonra daha nice nice tatlı, güzel ameller işleyebilir. Rabbımız hepimizin muîni olsun. Bu kulluk vazifelerimizi ne zamana kadar yerine getireceğiz. Ruhumuz cesedimizden ayrılıncaya kadar.

Biz her şeyimizi sallalahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in âdabına uyduracağız. İlle de Fahr-i kainat Efendimizin yolundan gitmekle mükellefiz. Onun ahlakıyla ahlâklanmaya çalışılacak, o ne yaptı ne etti ise onu muhakkak nefsimizde takbik etmeye sa’y ü gayret edeceğiz. Hakiki terakkiyât bununla olacaktır.

Dikkat edip tekâmül ettikçe Cenab-ı Hak bizlere bütün mahlûkata karşı bir şefkat, muhabbet verir. Zaten bir insanın mahlûkata karşı şefkati yoksa, o insan çok zayıftır. Hem Hakk’ın kulu olsun, hem Hak yolunda olsun hem de Cenab-ı Hakk’ın kullarına merhamet etmesin, -hayvanata hatta âsîlere kadarĞ o nâtamamdır.

Daima herkes ile geçimli olacağız. Geçimsiz insan makbul değildir. Ancak nefsini görenler herkesle geçimsiz olur, haddini bilenler hiç kimseyi hor görmez kendini herkesten küçük görür. Küçük gördüğü zaman da tevazu hırkasına bürünmüş olur ve manen tekâmül eder. Rabbimiz hepimizi bu güzel yoldan müstefid olanlardan eylesin. İhlas üzere kulluğuna devam ettirsin. İhlas noksan oldu mu bir insan dağlar kadar ibadet etse bile onu ibadeti zayıf olmuş oluyor. Rabbimiz amellerimizi rızasına muvafık eylesin. Âmin.

Altınoluk Sohbetleri-5, Musa Topbaş, s. 62-65