Gazabın Başlıca Sebepleri:
Biri kibirden neş’et eder. Lâyık olan, tevâzû edip gazabı hazm etmektir. Tekebbür, hırs, riyâset, mansıb, ucub gibi sebeblerle gazab husûle gelir. Kezâ istihzâ eylemek, mahallinde olmayarak latîfe etmek, zemm, mücâdele etmek, zıd gitmek, diliyle incitmek, gıybet, nemîme, kizb, şetmetmek veya fiilen incitmek, dövmek, malını almak, hakkını ketmetmek gibi haller de gazaba sebeb olur.
Gazabın başlıca sebeplerinden biri de cehâlettir. Tehevvürü bir merdlik, dilâverlik, bir cüret ve hüner zanneder.
Bir de gazab noksan akıldan neş’et eder, kalbde bir marazdır. Nitekim ekseriya hasta adamlarda gazab ve asabiyet sağlamdan daha ziyâde olur.
Keza ihtiyarlarda orta yaşlı adamlardan daha ziyâde olur.
Kezâ kadınlarda erkeklerden daha ziyâde olur ki bu da kalbin ve âsâbın zâfiyetinden ileri gelir.
Bazen bir çocuğun ağlaması veyahut bir hayvanın tökezlemesi gazaba sebebiyet verir. Hayvana söğüp lânet eder. Hayvana söğüp lânet etmek noksan akıl ve cehâletten ileri gelir. Halbuki şer’i şerîfte hayvana bile lânet etmekten men edilmiştir.
Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in Hac seferinde bir hatun da beraber idi. O kadın devesine gazapla lânet etti. Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz gâyet mahzûn oldular, buyurdular ki:
“Bu lânet edilen deve bizimle hem-râh, yoldaş olmasın.”
Devenin arkasından hevdecini aldılar, deveyi çıplak olarak yabana saldılar.
*
Hazret-i Ömer -radıyallahu anh-’ın kelâm-ı hikmetinden birisi de: “Benim hatamı söyleyen kimseden Cenâb-ı Allah râzı olsun.” sözüdür. Kızmak şöyle dursun memnûniyetini izhâr eylemiştir.
Bir gün Hazret-i Ömer -radıyallahu anh- bir sarhoşa rast geldi. Hadd-i şer’îyi vurmak istediğinde o kimse fahiş galîz sözler söylemeye başladı. “Nefsimden dolayı hadd-i şer’îyi icrâ etmiş olmayayım” diye mülâhaza edip hadd-i şer’îyi tehir eyledi.
Gazabın amelî ilâcı:
1- Abdest almak. Nitekim Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-: “Tahkikan gazab şeytandandır ve şeytan ateşten olmuştur. Ateş su ile söndürülür. Sizden biriniz gazaba gelirse abdest alsın.” buyurmuştur.
2- Gazab hâlinde oturmak veya yaslanmak. Nitekim Ebû Zerr -radıyallahu anh-’ın rivâyetine göre, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:“Sizden biriniz dururken gazaba geldiğinde otursun.”
3- İstiâze. Yani “Eûzü billâhi mine’ş-şeytâni’r-racîm” demektir.
4- Gazabı teskîn için duâ okumak. Hazret-i Âişe -radıyallahu anhâ- der ki: Bir kere Hazret-i Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- gelip beni gazablı bir halde görünce, burnumun ucunu mübarek parmağıyla ovdu ve dedi ki: “Ey Âişecik! Bu duâyı oku.”
اَللّٰهُمَّ اغْفِرْ ل۪ى ذَنْب۪ى وَاَذْهِبْ غَيْظَ قَلْب۪ى وَاَجِرْن۪ى مِنَ الشَّيْطَانِ
“Allah’ım! Günahımı mağfiret eyle, kalbimdeki öfkeyi gider ve beni şeytandan kurtar.”
Hulâsaten; gazab nefistendir. Şeytanın tahrîkiyle öfke galebe eder. Nefis ise adüvv-i ekberdir. Nefis ile mücâhede ederek tezkiye-i nefse çalışmak elzemdir. (M. Sâmi Ramazanoğlu, Musahabe - 2, s. 107)