İbn Abbas radıyallahü anhümâdan, Rasûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem buyurdular ki:
– Sende Allah’ın sevdiği iki haslet vardır: Biri hilm, öbürü temkîn.” (Müslim)
Şeyh Ebû Abdillah Dasîtânî kuddise sirruh’a sordular
– Falan kimse havada uçuyor?
Dedi ki:
– Çaylak ve sinek de havada uçuyor.
Sordular:
– Falan kimse, bir lahzâda, bir şehirden diğer şehre gidiyor.
Buyurdu ki:
– Şeytan, bir nefesde doğudan batıya geçiyor. Bu gibi işlerin pek değeri yoktur.
Asıl yapılması murâd olan odur ki, insan, halk içinde otura, alış-veriş ede, kadın ala, halka karışa, fakat bir nefes dahi Allah’dan gâfil olmaya.
Şeyhe sordular:
– Tasavvuf nedir?
Şöyle buyurdu:
– Başındaki maddî sevdâyı dağıtasın; elindeki dünyalığı tercihle başkalarına veresin; sana her ne gelirse gelsin gönlünü kararlı tutasın...
Ve ilâve etdi:
– Allah yeter, başkası hevesdir. Bundan sonra nefes kesilir.
Yine buyurmuştur ki:
– Allah ile kul arasındaki perde, ne yerdir, ne de semâ... Arş - kürsî de değildir. Asıl perde senin zannın ve benliğindir. Şayed bunları ortadan kaldırır isen, yüce Hakk’a kavuşursun.
Şöyle anlatdı:
– Bir yolculuğa çıkmışdık. Bir köye erişdik. Orada sorduk:
– Burada büyüklerden kimse var mıdır?
Dediler ki:
– Burada büyüklerden biri vardı. Onun adına:
– Dar derlerdi. Sorduk:
– Onu gören kimse var mıdır?
Dediler:
– Burada bir yaşlı vardı, o onu görmüşdür.
Adam gönderdik, o yaşlı zat geldi, heybetli bir pîr idi. Kendisine sorduk:
– Sen Dar’ı gördün mü? Şöyle anlatdı:
– Küçük bir çocukdum; onu gördüm.
Sorduk:
– Ondan ne işitdin?
Dedi ki:
– Bende o kuvvet yokdu ki, onun sözünü bileyim. Ancak hatırımda bir söz kaldı. Şöyle ki:
Bir gün yamalı bir başlık giyen (veya yamalı elbise ile örtünen) bir derviş yoldan geldi. Onun yanına varıb selâm verdi. Sonra şöyle dedi:
– Ayakkabımı çıkarayım da ey şeyh, seninle rahat olayım... Bütün âlemi dolaştım. Ne rahatlık buldum, ne de rahatlık bulan birini gördüm.
Bunu dinleyen Pîr Dar şöyle dedi:
– Neden kendinden el çekmedin? Hem rahat olurdun hem de halkı rahat bulurdun...
Bunun üzerine ona şöyle dedi:
– Bu söz bize yeter, madem ki o pîr böyle buyurmuşdur bundan üstün söz olamaz.
Şeyh efendi, bu kelâmları ile insanın kendi nefsinde kalmamasına işaret buyurmuşlardır.
Rasûl-i Ekrem sallallahü aleyhi ve sellem efendimiz hazretleri şöyle münacaat etmekdedirler:
– “Allah’ım bir göz açıp kapayacak kadar, hatta daha az, beni nefsimle bırakma...”
Altınoluk Sohbetleri-3, s. 180-185