Zikrin fazîletlerini bildiren âyet-i kerîmeler:
“Beni zikrediniz, anınız ki, ben de sizi anayım. Bana şükredin ve küfre sapmayın.” (Bakara Sûresi / 152)
“Allah’ı çok zikret ve gece gündüz onu tesbih et.” (Âl-i İmran Sûresi / 41)
“Allah’ı nefsinde, içinde huşû ve korku ile an, gece gündüz açık gizli onu zikret, sakın gâfillerden olma.” (Â’râf Sûresi / 205)
“İman edenlerin kalbleri ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur. Kalbler ancak Cenâb-ı Hakkı anmakla mutmain olurlar.” (Ra’d Sûresi / 28)
“Namaz kılınız, muhakkak ki namaz, insanları kötülüklerden ve inkara sapmaktan korur. Allah’ı anmak en büyük ibâdettir.” (Ankebût Sûresi / 45)
“Allah’ın azabından korkarak, Rabbının rahmetini umarak gecenin (ilerleyen) saatlerinde secdeye kapananlar, ayakta durur hâlde tâat ve ibâdet eden kimseler, Allah’ın rahmet ve mağfiretine nâil olurlar.” (Zümer Sûresi / 9)
Kudsî hadisler:
“Ey Âdemoğlu Beni dille zikret ki, Ben de seni rızâmla zikredeyim.”
“Beni kalbinle zikret ki, Ben de likâmla seni zikredeyim. Kendini alçaltarak, küçülterek Beni an ki, Ben de seni yükselterek anayım.”
“Ey Âdemoğlu, Beni zikretmenle bol nîmete erer ve Benimle sevinirsin, için açılır.”
“Ey Âdemoğlu, Beni isteyen ve arayan bulur. Beni bulan Bana hizmet eder. Bana hizmet eden Beni zikreder, Beni zikredeni de Ben anarım ve onun sevgilisi olurum.”
Sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz buyurur:
“Allah’ı zikretmeyi seveni, Allah da sever.”
“Allah’ı zikredenin kalbinden şeytan kaçar, etmeyeninkine girer.”
“Allah’ı zikretmekten üstün bir ibâdet olamaz.”
“Her kim sabah namazını cemaatle kılıp, güneş doğuncaya kadar zikirle meşgul olur, iki rekât namaz kılarsa onun için bir hac sevabı vardır.”
Bir gün Ebû Hureyre -radıyallahu anh- çarşıya girer:
– Sizi burada görüyorum! Hâlbuki Rasûlullah’ın mirası mescidde taksim ediliyor, der.
Bunun üzerine halk çarşıda işini bırakarak hemen mescide koşar. Fakat ortada bir şey göremeyince, Ebû Hureyre’ye:
– Biz mescidde taksim edilen bir şey göremedik, derler. Ebû Hureyre -radıyallahu anh- onlara:
– Ne gördünüz, diye sorar. Onlar da:
– Allah’ı zikreden bir topluluk gördük, derler. Bunun üzerine Ebû Hureyre -radıyallahu anh-:
– İşte Rasûlullah’ın mirası budur, buyurur.
Allah teâlâ ve tekaddes hazretleri buyurur:
“Onlar ayakta iken, otururlarken ve yanları üstüne yatarken Allah’ı zikrederler.” (Âl-i İmrân Sûresi / 191)
“Rabbini gönlünden, korkarak, içinden hafif bir sesle sabah akşam an, gâfillerden olma.” (Âraf Sûresi / 205)
Sallallahu aleyhi ve sellem buyurur:
“Gâfiller arasında zikreden, kaçanlar arasında kahramanca harb eden gibidir.”
Sâdık Dânâ, Altınoluk Sohbetleri-1, s. 69-73